Thesis Chapters by Erol Subaşi
Galatasaray Üniversitesi / Sosyal Bilimler Enstitüsü / Siyaset Bilimi Anabilim Dalı, 2017
Conference Presentations by Erol Subaşi
ve sosyal süreçlerde etkinliğinin artması ile sonuçlanır. Türkiye’deki politik yaşama bakıldığında da, ordunun göreceli özerk ve ayrıcalıklı bir konumda olduğu görülür. Somut olduğu kadar soyut ögelerle de bezeli ordu-millet mitosunu merkezine alan büyük tarih anlatısından sıyrılabilindiği ölçüde, ordunun bu
konumunu kazanmasını sağlayan politik pratikleri anlamlandırma şansını yakalamak olanaklıdır. Öncelikle “her Türk’ün asker doğmadığını” belirledikten sonra, onun hangi mekanizmalar aracılığıyla bir askere dönüştüğüne bakmak gerekir. Bu dönüşümü olanaklı kılan koşulların nasıl yaratıldığı gözler önüne serilebilirse, militarize olmuş bir politik ve toplumsal alanın kodları da çözümlenebilir. Bu çalışmada, militarizasyon kavramının sunduğu olanaklar çerçevesi
içinde, askeri kurumsal kolektif belleğin değerlerinin politik ve toplumsal ilişkilerde hegemonik bir konuma yerleşmesinin izleri sürülmektedir. Çalışma, Türkiye’de
27 Mayıs 1960 darbesi ile başlayıp 12 Eylül 1980 darbesi ile en yüksek aşamasına ulaşmış olan bu militarizasyon dalgasının 27 Mayıs 1960 günlerini izleyen uğrak noktalarını gözler önüne sermeyi amaçlamaktadır. Giriş bölümünde Milli Birlik Komitesi’nin (MBK) kurumsal profili ve iktidarının niteliği,dönemin diğer aktörleri ile olan ilişkisi üzerinden değerlendirilmektedir. Birinci bölümde toplumsal ilişkilerin militarizasyonu, buna yönelik olarak dile getirilen
önerilerden hareketle tartışılmakta; ikinci ve son bölümde ise,devlet aygıtının ve bürokrasinin personel kompozisyonunun, sayıları arttırılmak suretiyle asker kişiler lehine değiştirilme çabaları sergilenmektedir. Sonuç olarak söylenebilir ki,
ortaya koyulan ve gerçekleşen ya da gerçekleşme olanağı bulamayan öneri ve düşünceler, askeri darbe ve müdahalelerle pekişen bugünkü devlet ve toplum yapısının anlaşılmasında önemli ipuçları sağlamaktadır.
Papers by Erol Subaşi

Alexis de Tocqueville ve Demokrasiyi Kendinden Kurtarmak
Felsefi Düşün-Akademik Felsefe Dergisi, 2024
Beytulhikme An International Journal of Philosophy, 2024
Mülkiye Dergisi, 2022
MSGSÜ Sosyal Bilimler Dergisi, 2021
Turkish Studies-Social, 2021
Beytulhikme An International Journal of Philosophy, 2021
Alternatif Politika, 2021
İdealkent, 2020
Mülkiye Dergisi, 2020

Pozitivist Siyaset Bilimine Karşı: İlişkisel-Realist Siyaset Biliminin Sosyal Bilim Felsefesi
Strata: İlişkisel Sosyal Bilimler Dergisi, 2020
FLSF (Journal of Philosophy and Social Sciences), 2020
Geçtiğimiz kırk yılda, güvenliğin iç/dış politik süreçleri (yeniden) şekillendirmede artan rolüne bağlı olarak güvenlik kavramına odaklanan yayınların sayısında artış görüldü. Gelgelelim, akademik bir nesne olarak artan popülerliğine rağmen kilit liberal düşünürlerde kavramın felsefi-tarihi köklerini göstermek için çok az çalışma yapılmıştır. Bu makale, Hobbes, Locke ve Kant'ta sırasıyla savaş, mülkiyet ve barış gibi kavramlarla ilişkili olarak güvenliğin kavramsallaştırılma biçimlerini araştırmaktadır. Çalışma güvenliğin liberal toplumsal düzenin üretiminde kilit unsur olduğunu ileri sürmektedir. Güvenlik talebi asla masum değildir ve her zaman belirli bir toplumsal düzen talebi ile derinden bağlantılıdır. Güvenlik ne nötrtür ne de doğaldır; fakat bir hayli politiktir. Bu nedenle de reaktif bir fikir ya da pratikten çok proaktif olarak görülmelidir. Bu argümanların felsefi-tarihsel geçerliliği klasik (proto) liberal metinlerin (yeniden) okunmasıyla gösterilebilir.
Beytulhikme: An International Journal of Philosophy , 2020
Mülkiye Dergisi, 2019
Sosyoloji Araştırmaları Dergisi, 2019
Alternatif Politika, 2018
katmadığı için eleştirilmiştir. Bu bakımdan Marx’ın
kapitalizm kavramsallaştırması sanayinin ilerlemesi ve
kapitalist ilişkilerin yaygınlaşması ile insanlığın savaşlardan
kurtulacağına dair bir inanç ortaya koyan “endüstriyel toplum
tezi” ile ilişkilendirmiştir. Bu çalışmada birbiriyle ilişkili üç
argümandan söz edilebilir. Birincisi zorun kapitalizmdeki rolü
ile ilgili kafa karışıklığının büyük oranda Marx’ın yönteminin
tam olarak anlaşılamamasından ileri geldiğidir. Marx,
analizini soyut modellerden ya da mekanizmalardan ampirik
gözlemlere çevirdiğinde kapitalizmin zor olmadan varlığını
sürdüremeyeceğini göstermiştir. İkincisi, kapitalist üretim
ilişkilerinin ekonomist olmayan ampirik ve sosyo-politik bir
okumasının kapitalizme içkin zor boyutunu ifşa etmede önemli
bir rol oynayabileceğidir. Kapital’de yer alan ilksel birikim
kavramı ile 18 Brumaire’in merkezi kavramı olan Bonapartizm,
liberal toplumsal düzenin salt ekonomi içinden ekonomi
tarafından üretilmediğini gözler önüne sermektedir.
Üçüncüsü, bir kapitalist toplumsal formasyon, ekonomik,
politik, sosyal, ideolojik, kültürel vb. uğrakların karmaşık
etkileşimi yoluyla oluşturulmaktadır. Bu süreçler zor-bağımsız olmak bir yana zorun muhtelif derecelerde kurucu bir rol
üstlendiği toplumsal ilişkiler bütününü ifade etmektedir.
İdealKent, 2018